31 Aralık 2011

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ve YEŞİL EKONOMİ


21. yüzyılın en önemli başlıkları nelerdir diye sorulsa hiç kuşkusuz bunlardan biri “sürdürülebilirlik” olurdu. Sürdürülebilirlikle birlikte toplumsal yaşam yeniden inşa edilip ekonomi temelli bir büyüme modeli oluşturulmaktadır. Sürdürülebilirliğin en önemli unsuru yeşil ekonomidir. Sürdürülebilirlik ve yeşil ekonomi önümüzdeki yıllarda büyük bir ekonomik dönüşümün habercisidirler.
Sürdürülebilirlik ve dünyayı yönetmeye doğru giden yeni ekonomi biçimi “Yeşil Ekonomi” artık hiçbir devletin es geçemeyeceği, büyük şirketlerin aralarında birbirlerini geçmek için yarıştıkları birer gündem maddesi olma yolunda ilerlemektedir.
Sürdürülebilirlik için EPA ( U.S. Environmental Protection Agency ) kısaca şöyle der; “direkt veya dolaylı olarak doğal çevremizde yaşamamız ve refah içinde olmamız için gerekli olan her şeydir.” Yeşil ekonomi ise, etkin kaynak kullanımı, düşük seviyede karbon kullanımı ve toplumla iç içeliği destekleyen, çevresel riskleri azaltmak ve ekolojik dengeyi gözetme hedefi olan bir ekonomi biçimi olarak düşünülebilir. Öyle ki yeşil ekonomi, sürdürülebilirlik konusundaki endişelerin artmasıyla doğru orantılı olarak her geçen gün hızla büyümektedir. Toplumun “yeşil” taleplerinin artmasıyla, bunları tatmin edebilme endişesi devletler ve şirketler bazında bir artış göstermiştir Bunun önemli bir sonucu da büyük şirketlerin sürdürebilirlik departmanları açarak buralarda büyük yatırımlar yapması olmuştur. Microsoft, Nike, Pepsi gibi dünya markaları, bu konuda ayrıca profesyonel danışmanlık hizmeti almaktadırlar. Ve son trendlerden biri de Coca-cola, Unilever ve diğer büyük şirketlerin yaptığı gibi, 2020-2030’a kadar sürdürülebilirlik adına yapılacak olan yatırım ve projeleri birer internet sitesiyle kamuoyuna duyurmaları ve taahhüt etmeleridir. ( http://www.ccesustainabilityplan.com ). Tüm bunların olmasında ki en büyük etken daha önce de altını çizdiğimiz gibi toplumun bu yöndeki beklentileridir.
Bu konularda bir diğer çalışma da Karbon Saydamlık Projesidir. Bu proje, 2000 yılında, şirketlerin, yatırımcıların ve hükümetlerin iklim değişikliği tehdidine karşı önlem almalarını sağlayacak bilgileri toplamak ve paylaşmak amacıyla başlatılmıştır. Büyük Şirketler bu proje ve buna benzer projelere katılım göstererek aynı zamanda uluslar arası platformda da prestij kazanmaktadır.
Sürdürülebilirlik ve yeşil ekonominin gücünü iş dünyasının yanı sıra artık bürokrasi ve uluslar arası politikalarda da hissetmek mümkün. Özellikle, Amerika Birleşik Devletler eski başkan yardımcısı Al Gore’un An Unconvenient Truth ( Uygunsuz Gerçek ) belgeseli ile iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik konularına el atması, ve kendi ülkesine yönelik ciddi eleştirileri, bununla beraber çevre ve ekonomi temelli yapımların artması toplumda bu konuda bir duyarlılık oluşturduğu şeklinde iyimser bir profil çizdirmese bile bir farkındalık yaratıldığı yadsınmaz bir gerçekliktir.
Öyle görünüyor ki ilerleyen yıllarda hükümetlerin planları, devlet politikaları, ekonomik planlar artık bu iki kavram düşünülmeden yapılamayacaktır. Çünkü sürdürülebilirlik ve yeşil ekonomi büyük birer potansiyel oy olmaya adaydır. Ve bu alanlarda yapılan veya yapılıyormuş gibi yapılan proje ve planlar siyasi başarı olarak görülmeye başlanmıştır. Avrupa siyasetinde etkin rol oynayan yeşiller partileri günümüzde koalisyon ortağı olacak kadar büyük kitlelere ulaşmışlardır. Bu da aslında “yeşil ekonomi” ve yeşil taleplerin ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir.
Diğer yandan, 2020’ye kadar sürdürülebilirlik çalışmaları konusunda kendisine izin verilmesini isteyen Çin buna rağmen önemli gelişmeler göstermektedir. Örneğin son olarak, Çin Hükümeti’nin kendisine bağlı bir düşünce kuruluşuna hazırlattığı rapora göre, kirlilik yaratan ve yüksek seviyede elektrik harcayan sanayileri kapatıp çevreci endüstrilere yönelerek, önümüzdeki 5 yıl içerisinde, 911 milyar dolarlık bir yatırımla, yaklaşık 10 milyon ek istihdam, 1.2 trilyon dolarlık milli gelir artışı ve yaklaşık 250 milyar dolarlık bir enerji tasarrufu beklenmektedir. Bu da Çin gibi çevre bilinci konusunda kötü gösterilen bir ülkenin bile bu konularda bir şeyler yaptığını ve önemsediğini göstermektedir.
Sürdürülebilirlik çalışmaları ve bunları yöneten Yeşil ekonomi artık dünya siyaseti ve ekonomisi üzerinde söz sahibi olmaya başlamıştır.
Devlet ve şirketlerin sürdürülebilirlik konusunda yaptıkları samimi olsun veya olmasın, toplumun talepleri doğrultusunda bu yöne çekildikleri ve kendilerini bu konularda bir şeyler yapmak zorunda hissetmeleri şüphesiz çevremiz ve geleceğimiz için çok önemlidir. Toplum olarak bilinçlendikçe, yeşil değişime en başta kendimizden başladığımızda kuşkusuz ki yarınları daha yaşanılabilir kılacağız. Yeşil günlerJ

3 yorum:

  1. zevkle okudum. harika tespitler içeren bir yazı. teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Güzel bir blog, başarılar. Bumerang ödüllerinde de jüri özel ödülü almışsınız. Blogumu ziyaret etmenizi isterim. genisekranblog.blogspot.com

    YanıtlaSil
  3. Okuyup değerlendirdiğiniz için teşekkürler, çok naziksiniz.
    Mehmet Bey çok yönlü bir blog yapmışsınız, tebrikler, başarılar...

    YanıtlaSil