21 Aralık 2011

İŞ DÜNYASINDA YENİ YÖNETİM ANLAYIŞI

Günümüz iş hayatının olmazsa olmazlarından biri insan yönetimi artık bildiğiniz gibi. Ancak şirketler ya da profesyonel dünya bunu farklı adlandırıyor. Kimi “personel yönetimi” kimi “performans yönetimi” diye nitelendiriyor ancak işin temel noktası insanları ve onların sorumluluklarını yönetmekten geçiyor. Peki, kim yönetiyor bu insanları? Ya da neden ve nasıl yönetiyor?
Bugünkü şirketlerin çalışma prensiplerine ve yapılarına baktığımızda artık daha hafifleştirilmiş bir hiyerarşi, daha rahat bir çalışma ortamı ve samimi bir iletişim görebiliyoruz. Ancak bu durum çok değil belki 5 yıl öncesinde çok daha farklıydı. Şimdilerde ise eski nesil yöneticileri ve yönetim modellerini eleştirir olduk. Çalıştığınız ya da belki stajyer, proje asistanı olarak görev aldığınız şirketleri gözünüzün önüne getirin şimdi. Fark ettiniz mi birçoğunda artık “bey” ,”hanım” kavramları isimlerin sonundan kaldırılmış durumda. Yöneticinize bile belki ismiyle hitap edebiliyorsunuz. Fakat dönüp eski yapılara baktığımızda, hiyerarşi ve resmiyet hat safhada. Devlet dairesindeki yönetim modeli özel sektörde de etkili bir biçimde uygulanıyordu. İşe giriş çıkış saatleri dakikası dakikasına kesin, kıyafet ve iletişim konusunda katı kurallar mevcut.. Şimdi ise yöneticilerin de kendini geliştirmesi ki çağa ayak uydurmak için bu bir zorunluluk haline geldi, personelin motivasyonu ve çalıştığı sürece mutlu olması ilk planda geliyor. Bunda eskilerin yerini alan yeni yöneticilerin de etkisi büyük tabi. Ancak şirketler şunu fark etmiş olmalı ki bu değişikliği en sonunda kabul etmek durumda kaldılar: çalışanın motivasyonu performansını direkt olarak etkiliyor. Ekibinizdeki bir kişinin isteksiz çalışması, motivasyonunun düşük olması hatta özel hayatında kötü giden bir şeylerin olması bile sadece kendi performansını değil doğal olarak çevresindekileri de etkiliyor. Bu durumda da karşımıza yeni yönetim modelleri çıkıyor. Artık yapılan en ufak hatada yöneticiden bir ton söz işitme devri sona erdi. Günümüz yönetim modellerinde yapılan yanlışın karşılığında suçlu aramak yerine artık ortak bir çalışma halinde bu yanlışın nasıl düzeltileceği konuşuluyor. Birçok firmada “yapılan her yanlış düzeltilebilir” ya da “her şeyin geri dönüşü muhakkak vardır” mantığına rastlıyoruz. Bu durumda önemli olan yapılan hata ya da eksiklikten ders çıkarmak, tekrarlanmaması için çalışmak. Dolayısıyla da işin özü çalışanın ve çalışma ortamının huzurundan geçiyor. Eskiden pek de sık rastlayamayacağımız motivasyon kokteylleri, organizasyonlar şimdilerde sıkça görülür oldu. Gerek insan kaynakları gerekse üst yönetimler bunun bilincinde hareket etmeye başladı.
Bu durum şirketlerin organizasyon yapısını da etkiledi tabi ki. Eskiden birçok şirkette çalışandan fazla müdür varken şimdilerde herkese belirli sorumluluklar verilerek hiyerarşi basamaklarının sayısı azaltılıp “eşitlik” ilkesine çok yakın yapılar oluşturuluyor. Ofislerin dekorasyonu ve planlaması bile bu doğrultuda gerçekleştiriliyor. Eskiden kapısında müdür yazan odalar varken şimdi bırakın müdür yazmasını bu yöneticilerin odası bile yok çoğu ofiste. Açık ofis mantığıyla ayrı masada da olsa aynı ortamda ortak havayı soluyarak çalışıyor yöneticiler.
Bu durum çalışana fayda sağlıyor gibi görünse de artan performans sayesinde esas şirkete ve yöneticilere fayda sağlıyor. Herkesin mutlu olduğu bir ortamda çalışmak diğerlerini de memnunu ediyor. Artık şirketlerde günlük olarak sunulan yemekleri bile her hafta ya da her gün farklı bir birim belirleyerek bu demokratik yönetim biçime katkıda bulunuyor. Burada bize düşen ise bunu başarıyla uygulamayı başarabilen firmaları alkışlamak oluyor. Tabi bir de vakit kaybetmeden iş başvurusunda bulunmak..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder