05 Kasım 2011

HALKLA İLİŞKİLER YÖNETİMİ: GİZLİ OYUNCULAR!

İş dünyasının dinamikleri arasında sıkışıp kalan şirketler ve yöneticiler; sundukları ürün servislerin lansmanı, tanıtımı ve düzenlenecek organizasyonları ile ilgilenememeye başladıkları günden itibaren hayatımıza yeni bir kavram girdi: PR. Peki, neyin nesidir bu PR? Açılımı ‘public relations’ hepimiz biliyoruz ama PR kapsamında neler yapılır, şirketler madem ilgilenemiyor kim çıkıyor bu PR işinin içinden?
Dediğim gibi vakti ve enerjisi olmayan yöneticiler bu işi PR ajanslarına bırakıyor, profesyonel ellere. Tabi bu konuda seçim çok kritik, ajanslardan çok iyi çalışmalar çıktığı gibi fiyaskoyla sonuçlanan projeler de çıkmıyor değil. Aslında PR, yani Halkla İlişkiler, insanların görüşlerini ve bakış açılarını etkileyerek, istenilen algının yaratılması; marka ya da kurum üzerinde bir anlayışın oluşturulması olarak tanımlanabilir. Ajans bu noktada, doğrudan pazarlama, reklam, kurumsal kimlik, sponsorluklar, sergi ve ağızdan ağza pazarlama gibi kavramları bir arada kullanıp entegre bir çalışma ortaya koyuyor ve markayı hem gereksiz masraftan hem de algıyı yoracak gereksiz tekrardan koruyor. Ancak tüm bunların dışında aslında çok büyük bir avantajı var PR ajanslarının. O da markaya hem firma çalışan gözüyle hem de dışarıdan bakan objektif bir gözle yaklaşıp değerlendirmesi. Tabi ki bu bakış sayesinde sonuç da daha objektif daha gerçekçil oluyor. Dolayısıyla, markaların kendilerini gereksiz şişirip başarısını çok daha ötede görmesine, kısacası kör gözlerle aynaya bakmasına engel oluyor. Türkiye’de ‘Halkla İlişkiler’ aslında çok geçmiş yıllara dayansa da son yıllarda gerçekten yerini bulmuş ve etkili bir biçimde kullanılmaya başlamış durumda. Gelişimi devam ederken bu konuda duayen isimlerden Betül Mardin’in adını bu yazıda geçirmemek saygısızlık olurdu. Betül Mardin’in kim olduğundan bahsetmeyeceğim burada keza hepimiz tanıyoruz kendisini. Ömrü yettiğince bu işe kendini adamış hem yeni nesiller yetiştirip hem de Halkla İlişkiler ‘bilimi’ni geliştirmeye kararlı bir isim. Eminim bu alanda daha nice isimler yetiştirecek, hem Türkiye hem de dünya çapında bu bilime çok şey katacaktır. Henüz profesyonel dünyada çalışanların ya da yeni mezunların kariyer planlamasında ilk sırayı almıyor tabi; ancak artan önemi her geçen gün biraz daha fark edilen halkla ilişkiler önümüzdeki 5 yılın parlak mesleklerinden olmaya aday görünüyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder